Değerli kurucularımız, paydaşlarımız ve kamu yetkilileri;
Ülkemizde özel gereksinimli çocuklarımızın ve bireylerin eğitim ve rehabilitasyon hizmetlerine erişimini destekleyen kamu politikaları, sosyal devlet anlayışının önemli unsurlarından biridir. Özel eğitim ve rehabilitasyon kurumları olarak bu hizmetin sahadaki uygulayıcıları olmanın sorumluluğunu taşıyor; özel gereksinimli bireylerimizin ve ailelerinin yanında olmayı temel görevimiz kabul ediyoruz.
Yıllardır büyük bir özveriyle sürdürdüğümüz bu hizmetin, münferit iddialar üzerinden bütün bir sektörü töhmet altında bırakacak biçimde değerlendirilmesini doğru bulmuyoruz. Kamu kaynaklarının etkin, şeffaf ve mevzuata uygun kullanılmasına yönelik denetimleri destekliyor; ancak denetim sonuçlarının kamuoyuna aktarılırken kurumlar, çalışanlar ve hizmet alan aileler açısından genelleyici ve suçlayıcı bir dil kullanılmaması gerektiğini vurguluyoruz.
23 Ağustos 2026 tarihinde yayımlanan “Hayalî dersle devleti soymuşlar” başlıklı haber, Millî Eğitim Bakanı Sayın Yusuf Tekin’in açıklamalarına dayanarak 2021-2026 döneminde 893 özel eğitim ve rehabilitasyon merkezine idari yaptırım uygulandığını, bunların 255’inde ise yapılmayan derslerin yapılmış gibi gösterilmesiyle ilgili tespitler bulunduğunu aktarmıştır. Bu rakamların kamuoyuyla paylaşılmasını önemli bulmakla birlikte, söz konusu sayıların bütün sektöre mal edilmesinin doğru olmamıştır.
Özellikle vurgulamak isteriz ki; bir kurum hakkında uygulanan idari yaptırımın varlığı, niteliği ve hukuki sonucu birbirinden farklı hususlardır. 255 kurumla ilgili tespitlerin hangi fiilleri, hangi tutarları ve hangi kesinleşmiş idari süreçleri kapsadığı ayrıntılı biçimde ortaya konulmadan, bu rakamların bütün özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerine yönelik bir “vurgun” veya “soygun” algısı oluşturacak şekilde sunulması hakkaniyetli değildir.
Haberde Biyometrik Kimlik Doğrulama Sistemi (BKDS) önemli bir denetim aracı olarak öne çıkarılmıştır. Ancak sistemin mevzuat altyapısı 2025 yılında düzenlenmiş; ilgili düzenlemelerde BKDS'nin 1 Aralık 2025 itibarıyla özel eğitim ve rehabilitasyon birimleri/merkezlerinde ödemeye esas olarak kullanılacağı belirtilmiştir. Dolayısıyla 2021-2026 döneminin tamamına ilişkin denetim sonuçlarının BKDS ile gerçekleştirilmiş gibi anlaşılmasına yol açabilecek ifadelerin düzeltilmesi gerektiği aşikârdır.
Kurumlarımızın artan maliyetleri ile ilgili son aylarda oluşturulan bütçe yetersizliği talebine karşılık böyle bir algının yapılıyor olması da manidardır. Kaldı ki son yıllarda ülke genelinde yaşanan maliyet artışları, bu sektörün olmazsa olmaz gerçeği taşımacılık maliyet kalemini yüzde yüz artırmasıyla bir çok kurum öğrencileri derslere alamadığı gerçeği de göz ardı edilemez. Kurumlarımız ocak ayı başında belirlenen seans ücretleriyle yıl içerisinde beklentilerin çok çok üzerinde artan maliyetlerini karşılayabilmek için bazı kalemlerinde tasarrufa gitmektedirler. Sektörün ocak ayından günümüze istihdam yapısına bakıldığında ciddi oranlarda azalma söz konusudur. Ayrıca BKDS ‘nin yürürlüğe girdiği mayıs 2026’da resmi ve bayram tatilleriyle bir önceki yılın aynı ayına göre 1/3 oranında eksik çalışma söz konusu olduğu da başka bir gerçektir. Yani seans sayılarının azalması tek başına BKDS nin değil hatta doğrudan artan maliyet baskısındandır.
Türkiye genelinde 3.348 merkezde yaklaşık 550 bin özel gereksinimli bireye hizmet verildiği Bakanlık açıklamalarında da yer almaktadır. Bu hizmet; yalnızca kurum sahiplerinin değil, öğretmenlerin, uzmanların, yardımcı personelin, servis çalışanlarının ve ailelerin ortak emeğiyle yürütülmektedir. Bu nedenle sektörün tamamını zan altında bırakabilecek genellemeler, hizmetin gerçek aktörlerine ve bu hizmete ihtiyaç duyan yüz binlerce aileye zarar verme riski taşımaktadır.
ÖZSEN olarak kamu kaynaklarının korunmasına, mevzuata aykırı uygulamalarla etkin mücadele edilmesine ve eğitim hizmetinin gerçekten sunulup sunulmadığının şeffaf biçimde denetlenmesine tam destek veriyoruz. Aynı şekilde, mevzuata uygun biçimde çalışan kurumların emeğinin ve itibarının korunmasını da kamu yararının bir parçası olarak görüyoruz.
Bu çerçevede, haberin hazırlanmasında kullanılan verilerin dayandığı resmî belgelerin ve Bakanlık açıklamalarının kamuoyuyla ayrıntılı biçimde paylaşılmasını; 893 kurum ve 255 kurum şeklindeki sayıların kapsam, ihlal türü, yaptırım niteliği ve kesinleşme durumlarıyla birlikte açıklanmasını bekliyoruz.
Haber kuruluşlarını ve ilgili basın mensuplarını özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerimize davet ediyoruz. Sahada verilen eğitimi, çalışanlarımızın emeğini, ailelerin yaşadığı süreci ve kurumlarımızın taşıdığı sorumluluğu yerinde görmelerini istiyoruz. Eleştirinin, denetimin ve kamu yararının yanında; hakkaniyetli, doğrulanabilir ve genelleme yapmayan bir habercilik anlayışının da korunması gerektiğine inanıyoruz.
ÖZSEN olarak özel gereksinimli bireylerin eğitim hakkının, ailelerin güveninin ve kamu kaynaklarının korunmasının ortak sorumluluğumuz olduğunu bir kez daha ifade ediyor; tüm kamuoyunu sektörümüz hakkında değerlendirme yaparken münferit iddialarla bütün kurumları birbirinden ayırmaya ve somut verilere dayanmaya davet ediyoruz.
Adalet, ayrıcalıkla değil; eşit uygulanan kurallarla sağlanır.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
ÖZSEN YÖNETİM KURULU
